30 Ağustos 2014 Cumartesi

KUMARIN ZARARLARI

09 Mayıs 2011, 22:24
Nasıl sonuçlanacağı önceden belli olmayan ihtimalli bir şeye bağlı kalarak mal vermek veya almak. Adı ne olursa olsun bu özelliği taşıyan para veya mal karşılığı oynanan her oyun ve ortak bahis kumardır. Kolaylıkla mal çarpmak veya çarptırmak olduğu için Kur'an'da "meysir" denilen kumar, kolaylık anlamındaki "yusr" kökünden gelmektedir.
Kumar, insana yaratıcısını unutturan, namaz kılmaktan alıkoyan, tembelliğe sürükleyen, çalışma gücünü yokedip insanlar arasına kin ve düşmanlık saçan haksız bir kazanç yoludur. Fert ve toplum hayatında unutulmaz yaralar açan kumarın her türlüsü islam dininde haram kılınmıştır.

Bu konuda Kur'an-ı Kerimde şöyle buyurulur.
"Aranızda mallarınızı haksız sebeplerle ve batıl yollarla yemeyin" (el-Bakara, 2/188; en-Nisa, 4/29).

"Ey inananlar, içki, kumar, putlar ve fal okları şüphesiz şeytan işi pisliklerdir. Bunlardan kaçının ki kurtuluşa eresiniz. Şüphesiz şeytan içki ve kumar yüzünden aranıza düşmanlık ve kin sokmak ve sizi Allah'ı anmaktan, namazdan alıkoymak ister (el-Maide, 5/90, 91; Ibn Abidin Reddu'l Muhtar, Istanbul 1307, V, s. 355; Hamdi Yazır, Hak Dini Kur'an Dini, Istanbul 1960, II, s. 766).

Kumar ve zararları:

Yasak ve günah olması bakımından içki ile kumar arasında hiç bir fark yoktur. Allah Teala her ikisini de, aynı ayet-i kerime ile haram kılmıştır:

"Ey iman edenler, içki, kumar, putlar ve fal okları ancak şeytanın işlerinden birer pisliktir. Onun için siz bunlardan kaçının ki muradınıza eresiniz." (el-Maide, 5/90).

Oynayana kazanç veya zarar getiren her türlü şans oyunu kumardır. Kumar, haksız yere başkasının malını almak, bile bile ortaklaşa hırsızlık yapmaktır. Kumar, toplumsal bir felakettir. Dinin şiddetle yasakladığı bu yıkıcı kötülüğün pekçok aileyi sefil ve perişan ettiği her zaman görülmektedir. Hırsın verdiği heyecan ile sabahlara kadar kumar masalarından ayrılmayanlar, orada, sağlıklarını, servetlerini, ahlaklarını ve vakitlerini bırakarak insanlıktan uzaklaşır; bir gün kazananlar başka bir gün kaybederler.

Kumarda kaybedilen parada çoluk-çocuğun, fakirlerin hakkı vardır. Kazanılan para da meşru değildir.

Kumar yaygınlaştıkça toplumsal zararlar artar. Çalışmanın yerini tembellik alır. Iş hayatında verim düşer. Kumar beraberinde içki, yalancılık, hırs, kin, intikam, cinayet gibi kötülükleri de getirir.

Kumar aile hayatında düzensizliklere, anlaşmazlıklara, ihmallere sebep olur. Kumar yüzünden, dinini, namusunu, vatanını satan, her türlü kutsal değeri ayaklar altına alan pek çok kişi vardır.

Kumar, içki gibi çok kısa bir zamanda alışkanlık haline gelir. Bir daha ondan kurtulmak çok zor olur. Bunun için içki ve kumar alışkanlığı çok tehlikeli alışkanlıklardandır.
Sonunda para kazanılan veya kaybedilen, zar, oyun kağıtları, piyango, spor-toto, loto, iddaa ve müşterek bahis gibi her türlü şans oyunu kumardır.

Bütün şans oyunları başlangıçta eğlenmek ve vakit geçirmek için oynanır. insan, kazandıkça kazanma zevki ve hırsı için oynar. Kaybettikçe, kayıplarını çıkarmak için yine oynar. Sonunda kumarbaz oluverir. Her şeyini kumarda kaybeden, nesi varsa satan ve kumara yatıran, bütün ömrü sefalet içinde geçen, karısını ve çocuklarını mahveden kumarbazların, başlangıçta kumara bir eğlence gözü ile baktıkları unutulmamalıdır.

Sosyal bir afet olan kumardan sakınmak kadar çevremizdeki insanları özellikle aile fertlerimizi de bundan korumak önemli bir görevdir. Kur'an'ı Kerimde aile bireylerinin zararlı kötü işlerden sakındırılıp, Allah ve rasulünün istediği bir yaşantı için eğitilmesi görevi aile reislerine verilmektedir:
"Ey iman edenler! Yakıtı insanlar ve taşlar olan cehennem ateşinden kendinizi ve ailenizi koruyun. Ateşin başında sert ve şiddetli, Allah emrine karşı gelmeyen, verilen emirleri olduğu gibi yerine getiren melekler vardır " (et-Tahrim, 66/6).

Tavla, satranç, dama, iskambil, tenis ve bilardo gibi oyunların hepsi kumar amacıyla oynandığı ve bunlarla kazanç elde etmek istendiği takdirde, kumar hükmünde olduklarında şüphe yoktur.

Hz. Peygamber'in tavlayı yasaklayan çeşitli hadisleri vardır: "Tavla oynayan, Allah'a ve Rasulüne asi olmuştur" (Ebu Davud, Edeb, 56; Ibn Mace, Edeb, 43; Malik, Muvatta', 6; Ahmed b. Hanbel, Müsned, IV, 394, 397, 400).
 
"Tavla oynayıp, sonra kalkarak namaz kılanın durumu, irin ve domuz kanı ile abdest alıp, kalkarak namaz kılanın durumuna benzer" (Ahmed b. Hanbel, V, 370).

Islam hukukçularının çoğunluğu bu Hadislerdeki genel yasaklamaya bakarak, kumar amacı olsun veya olmasın tavlanın caiz olmadığını söylemişlerdir. ibn el-Müseyyeb ve bazı bilginler ise, kumar amacı dışında tavla oynamanın haram olmadığı kanaatindedir. iskambil ve domino oyunları da tavla ile aynı niteliktedir.

Arapça aslı "satranç" olan ve türkçeye "satranç" olarak geçen oyun ise sahabe devrinde ortaya çıktığından, bu konuda Hz. Peygamber'den sağlam bir hadis intikal etmemiştir.
 
Sahabe ve tabii bilginleri ile daha sonrakiler satrançla ilgili üç görüş öne sürmüşlerdir:

Abdullah b. Abbas, Ebu Hüreyre, Ibn Şirin, Hişam b. Urve, Said b. el-Müseyyeb, Said b. el-Cübeyr gibi sahabe ve tabii bilginlerine göre satranç oynamak mübahtır.

İmam Şafii'ye göre, satranç tenzihen mekruh, Ebu Hanife, Malik ve Ahmed b. Hanbel'e göre ise haramdır.

Satrancın bir şans oyunundan çok, bir zeka oyunu ve beyin sporu özelliği dikkate alınarak, bir de hakkında kesin bir yasaklama hükmünun bulunmadığına bakılarak bu sonuca ulaşılmıştır. Ancak sahabenin bunu tavla'ya kıyas ettiği anlaşılmaktadır.
 
Nitekim, Abdullah b. Ömer'den şöyle dediği nakledilir: "Satranç tavladan daha kötüdür." Hz Ali'nin onu, kumar türünden saydığı belirtilir (Ibn Kesir, Tefsiru'l-Kur'anı'l-Azım, Istanbul 1985, III, 170).
 
Diğer yandan Yahya b. Said'in, Imam Malik'ten şu sözleri işittiği nakledilir: "Satrançta hayır yoktur, satranç ve onun dışındaki diğer batıl kumar oyunlarını oynamak çirkindir (mekruh). Imam Malik bunları söylerken şu ayeti okuyordu: "Hakk'ın dışında sapıklıktan başka ne vardır"(Yunus, 10/32; bk. Malik, Muvatta, Rü'ya, 7).

Dama da satranç benzeri bir oyundur. Tenis ve bilardo oyunlarında ise spor hakimdir. Meşru olmayan başka unsurlar eklenmediği takdirde mübah olmaları gerekir.

Sonuç olarak, kumar amacı olmaksızın sadece dinlenmek, eğlenmek ve zevk için oynanabilen oyunların da mübah olabilmesi için dört şart öngörülmüştür: 

Oyun;
a. Namazın geçmesine veya gecikmesine yol açmamalı.
b. Hiçbir menfaat beklememeli.
c. Oyun sırasında dilini kötü ve boş sözlerden korumalı.
d. Normal dinlenme ve eğlenme ölçülerini aşarak vakit israfına yol açmamalıdır.
  
KUMAR, FAİZ VE MEYHANE İŞLETMECİLİĞİ GİBİ MEŞRU OLMAYAN VASITALARLA ELDE EDİLEN MALLARIN ZEKATLARI VERİLİR Mİ VE BU PARALARLA HAC FARİZASI YERİNE GETİRİLEBİLİR Mİ?

Kumar, faiz ve meyhane işletmekle elde edilen paradan başka helal bir yolla kazanılan bir paraya sahip olamayan kimseye ne zekat, ne de hac farz değildir. Bu kimse fakir sayılmaktadır. Sebebi de elinde gayri meşru yollarla elde ettiği paraların tamamını fakirlere dağıtmak zorundadır. Ancak elindeki para veya malın tümü haram olmayıp arasında helal yoldan kazandıkları var ve bu mallar karışmış ise kendisine hem zekat ve hem de hac farzdır.

Dolayısıyla meşru olmayan yollarla kazanç sağlayan kimselerin elde ettikleri bu kazancı fakirlere ve mesalih-i amme cihetine harcayarak bir daha bu yolla kazanç sağlamamak üzere tövbe etmeleri gerekmektedir.

HER TÜRLÜ ŞANS OYUNLARINDAN UZAK DURMALIYIZ

*Bir milleti ayakta tutan, onun manevi-milli, ahlaki-ictimai ve kültürel değerleridir. Her şey parayla değişilmez. Bunlar, parayla satılamayacak ve maddeyle satın alınamayacak manevi kıymet hükümleridir. Bunları tahrip edersek, farkında olmadan bindiğimiz dalı kesmiş oluruz. Zira imanen ve ahlaken çürümüş ve çökmüş bir millet, tarihte varlığını sürdüremez. Bu tarihi ve içtimai bir gerçektir. Kısaca *İlahi kanun* veya *sünnetullah-adetullah* da diyebiliriz. O bakımdan, cemiyeti ahlaken çürütüp çökerten kumar ve her türlü şans oyunlarından uzak tutmaya gayret etmeliyiz. Zira biz, Müslüman bir milletiz; başka milletler gibi olamayız. Müslümanların değer ölçüleri, cemiyet hayatı ve ferdi yaşayışı Müslüman olmayan topluluklardan farklıdır. Hayat tarzımızın, İslami esaslara uyması gerekir. 

*Müslüman bir cemiyette ahlaksızlık, fuhşiyat, hayasızlık ve yabancılara benzeme yarışı böylesine pervasızca azarsa, bu durum gayretullaha dokunur ve orası gadab-ı ilahiye maruz kalabilir.
 
Örnek mi? Çok eskilere Ad, Semud ve Lut kavimlerine gitmeye gerek yok. Daha 20-30 sene öncesine kadar, dünyanın mamuresi, Orta doğunun eğlence merkezi diye öve-öve bitirilemeyen Lübnanın/Beyrutun halinden ibret alalım. Oradaki iç ve dış çatışmaları düşünelim… Yirmi küsur senedir Lübnanda millet, çarpışan arabalar gibi birbirleriyle vuruştular; halen de tam olarak durulmuş değil. O mamure, bir harabeye döndü. Bu da yetmezse, kendi içimize bir dönüp bakalım… Sonra da durup düşünelim: Bütün bunlar neyin nesi! diye…

*Evet, alemlere rahmet olarak gönderilen iki cihan güneşi Resulüllah (s.a.v.) Efendimizin duası bereketi ile bu ümmetten topyekün helak kaldırılmıştır. Ancak, orta şiddette mevzii-mahalli bela ve musibetler; ihtilaf, iftirak, hatta dışarıdan düşman istilası gibi cezalar kaldırılmamıştır. Bunlar basa gelebilir. Nitekim hadis-i şerifte, *Birbirinizin besini (acısını) tadacaksınız* (Tirmizi, Fiten 14) buyruluyor.
 
Sonuç olarak kumar ve içkiden uzak duralım…


KONU İLE İLGLİ HUTBE:

Kumarın Zararları ve Toplum

islam dini, Müslümanlara kumarın her çeşitini haram kılmıştır. Herhangi bir kimsenin menfaatini, haksız olarak ve oyun ile kendimize aktarmak haramdır.Kumar oynamakta kullanılan vasıta; ne olursa olsun, ne şekilde bir oyun takip edilirse edilsin hep kumardır.
Kumarda zahmetsizce mal çarpmak veya çarptırmak olduğundan kumarın her çeşidine, Kur'an-ı Kerim lisanında MEYSİR adı verilmiştir.

Arablar islamiyetten önce tavla, satranç oyunları ile kumar oynarlardı. «Ezlam-ü aklam» denilen fezz, tev'em, rakib, hils, nafis, müs-bil, mualla, menih, sefih, vağd adındaki kumar çeşitleri ile kazandıklarını hayra dağıtmak üzere, piyango çekerlerdi.

Sure-i Bakara da içki ve kumarda büyük günah bulunduğu beyan edilerek, Müslümanların günahtan kaçınmalarına işaret edilmiş; Sure-i Maide'de ise, «Şeytanın amelindendir. Ondan uzaklaşınız» buyrulmuştur.

Günahın küçüğüne bile heves etmeyen mü'min, büyüğünden uzaklaşmak isteyecek, hele kumarın şeytanın işinden olduğunu, Allah'ın kelamından öğrendikten sonra kumardan tamamen el çekecektir. Zira dünya ve ahirette felah, kumardan kaçmakla mümkündür.
Kumarın müptelası olan insanlar, ya çoluk çocuğunun rızkını kumarbazlara kaptıracak veya başkasının aile efradına mahsus ekmek parasını, oyunla elinden alıp çocuklarını aç bırakacaktır.

Kumara alışmış olan kimsenin çocukları yetim, ailesi dul gibi perişandır. Gece yarılarına kadar kocasının gelmesini bekleyen kadın onun bir cinayete kurban gideceğinden endişeli olarak, gündüz korku gece kabus içinde yaşar.Kapının vurulduğunu duysa, «acaba gelen bir kara haber mi, yoksa kocam olacak derbeder mi?» diye kalbi çarpar, gözü kararır, korkulu ve heyecanlı anlar yaşar.

Ayakta çorap, sırtta giyecek, evde yiyecek bulamayan çocuklar yarı aç, yarı tok bir ömür geçirirler. Yaşamaları, akrebin kıskacında hayat sürmek kadar zordur. Buna yaşamak değil, ölmemek için çırpınmak ve çare aramak denilmesi gerekir.

Kumarbaz; yalnız ailesini değil kendi sıhhatini de düşünmez. Havasız, ışıksız ve gıdasız kalarak Allah'ın emanet ettiği canına zulmeder; ya bir hastanede yatak esiri olup inleyerek veya bir cinayete kurban giderek can verir. Kendini hayırla andıracak bir nam bırakmadığı için kimse onu rahmetle anmaz.

Şeytan, insanı tuzağa düşürmek için bazı şeyleri vasıta kılar. Kumar da bu tuzaklardan biridir. Bir ayet-i kerimede buyruluyor ki:«Şeytan, içkide ve kumarda ancak aranıza düşmanlık ve kin düşürmek ister»

Şeytan, kumar vasıtası ile kalblere düşmanlık tohumu eker, öfke ile sular ve cinayetle meyvesini vermiş, muradına ermiş olur. Zira iki kişinin biri mezarı, diğeri hapishaneyi boylamış olur.Kumar, içinde her felaketi gizleyen bela, kumarbaz da cinayetin her çeşitine müsaid bir beladır. Kızdığı zaman, elini din kardeşinin kanına bulaştırmaktan çekinmez.

Can sıkıntısını dağıtmak için tavla ve benzeri şeyleri oynamakta mahzur görmeyenlere şu hadis-i şerifler açık bir ikazdır.

Hz. Peygamber'in tavlayı yasaklayan çeşitli hadisleri vardır: 
"Tavla oynayan, Allah'a ve Rasulüne asi olmuştur" (Ebu Davud, Edeb, 56; Ibn Mace, Edeb, 43; Malik, Muvatta', 6; Ahmed b. Hanbel, Müsned, IV, 394, 397, 400).
 
"Tavla oynayıp, sonra kalkarak namaz kılanın durumu, irin ve domuz kanı ile abdest alıp, kalkarak namaz kılanın durumuna benzer" (Ahmed b. Hanbel, V, 370).

Böylesine kirli ve kötü bir işin müptelası olan kimsenin kulağı, hakkı ve hakikate kapalıdır. Okunan ezanları duymaz hale gelir. Şeytan kumar vasıtası ile  Allah'ı anmaktan ve namaz kılmaktan insanı alıkoyar.

Bazı kimseler, satrancın oynanmasında mahzur olmadığı iddiasındadır. Fakat menfaat teminine vasıta olan her oyun gibi, satranç da kumar sayılmıştır.Hazret-i Ali (r.a.), satrancın, kumar olduğunu ifade etmiştir. imam Azam, imam Malik ve Ahmed bin Hanbel, satrancın haramlığında ittifak etmişlerdir.

Resulullah Efendimiz, kuşbazların kuş yarıştırmalarını kumar saymıştır. Bu oyun şöyledir: İki kuşbaz, kümeslerinden birer güvercin alarak orta bir mesafeden uçururlar. Bir kuş diğerini kandırıp getirir. Kuşbaz, gelen güvercine sahip çıkar. Fahr-i Kainat Efendimiz bu gaye ile kuşun, peşinden koşan kimseyi görünce:«Bir şeytan, bir şeytanın peşine takılmış (koşuyor)» buyurdular.

Kumarda ortaya konan menfaat, az veya çok olsun, haram hükmünde bir fark yoktur.

Çocukların sokaklarda oynadıkları ceviz oyunu (Tefsir-i İbn-i Kesir. c. 2, s. 91.,) kaynamış yumurta ile «kıran kırılanı alır» şeklindeki oyun, tombalalar ve her türlü şans ve talih oyunları kumardır.

İki kişi bahse girerek «Şu kadar yumurta yiyebilirsen şu para senin olsun» diye iddiada bulunmuşlar fakat bunun doğru olup olmadığını sormak için Hazret-i Ali'ye vardıklarında, bu büyük İmam, kendilerine müsaade vermemiş ve «Bu kumardır» demiştir.

Bazı muhitlerde Lades adı verilen bir oyun vardır. Tavuğun göğsünden çıkan çatal kemiği tutan iki kişi, bir menfaat üzerine bahse tutuşup kemiği ikiye ayırırlar. Bu oyun kumar ve aldatanın aldanan kimseden aldığı şey de haramdır.

Bu oyunlar, ortaya hiçbir para ve mal konulmadan oynanmış olsa bile gene günahtır. Çünkü ömür sermayesi kumara basılmış demektir. Allah'ın verdiği sayılı nefeslerin boşa geçmesi ve heder olmasından daha büyük bir zarar olur mu?

Hutbemizin başında okuduğumuz ayet-i kerime ile sözlerimize nihayet verelim:

«Ey iman edenler! içki kumar, (tapınmaya mahsus) dikili taşlar, fal okları ancak şeytanın amelinden birer murdardır. Onun için bun-(lar) dan kaçının ki muradınıza eresiniz» (Sure-i Maide. 90)

Yeni Hutbe Kitabi - Mehmed Emre

GAZETE MANŞETLERİ



HZ.MUHAMMED(S.A.V) ANNESİNİN HAYATI


NURLU OĞUL ve Hz.HACER


PEYGAMBERİMİZİN(S.A.V) SON İKİ GÜNÜ


HAVA DURUMU

Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

NAMAZ VAKİTLERİ

Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

EN ÇOK OKUNANLAR

BUGÜN

BU HAFTA

BU AY

EN ÇOK YORUMLANANLAR

BUGÜN

BU HAFTA

BU AY

SENDE YAZ

Ziyaretçi Defteri

Siz de yazmak istemez misiniz?

ARŞİV