02 Ekim 2014 Perşembe

Kuranı Kerimde kıyamet var mı?

Kuranı kerimin kıyamete bakış açısı nasıldır? Sizin için İnceledik ve Yazımızda geniş olarak açıkladık..Başlangıcı olan her şeyin bir de sonu vardır.İhtiyar dünyamız ve onun içinde bulunduğu kainat sistemi de, kıyametle son bulacaktır.Devamı için tıkla!

07 Kasım 2012 Çarşamba 15:49
Kuranı Kerimde kıyamet var mı?
KURAN-I KERİMDE KIYAMETİN TASVİRİ

Başlangıcı olan her şeyin bir de sonu vardır. İhtiyar dünyamız ve onun içinde bulunduğu kainat sistemi de, kıyametle son bulacaktır. Elbette bu durumda korkunç değişiklikler olacak; o ana kadar mevcut olan her şey, bu değişikliklerden nasibini alacaktır.

1999 yılı yaşadığımız Marmara depremi ile birlikte bu husus, birçok insanın aklına mutlaka geldi... Ve adeta, sarsıntının şokunu derinden duyan bazı kimseler de zelzeleyi, bu sonun başlangıcı olarak düşündüler. Zira, ilmin ortaya koyduğu verilerden hareketle, dünyanın bir kara delik tarafından yutulması, sistemdeki herhangi bir arıza sonucu yaşanacak bir keşmekeşle bütün gezegenlerin birbirine girmesi ve adeta ipi kopan tesbih taneleri gibi fezanın derinliklerine serpilmesi ve aradaki mükemmel ahengin harcı olan çekim ve red kuvvetinin yok olması gibi nice ihtimaller bu akıbetin muhakkak olduğunu ifade etmektedir.

Kainattaki her şey ilim ve irfan erbabına hal lisaniyle bunları fısıldarken, kitabımız Kuran-ı Kerim de aynı hakikatleri en açık bir şekilde ifade etmekte ve adeta o gün olacakları tasvir ederek gözümüzün önüne sermekte ve gönlümüze aksettirmektedir.

Öncelikle şu husus iyi bilinmelidir ki; kıyametin ne zaman kopacağının bilgisi, ancak Allahın katındadır, sadece o bilir. Ondan başka kimse bilemez, vukuu da her an mümkündür, olabilir. Bazı ayetlerde bu husus ifade edilirken, kimsenin hiçbir zaman böyle bir sondan emin olamayacağı, olmaması gerektiği anlatılır ve hatırlatılır.

Şayet kıyametin kopuş zamanı bildirilmiş olsaydı, insanlarda bir uyuşukluk başlar, çalışma azmi kırılır, hayat, canlılığını kaybederdi. Bu sebeple sadece onun yakın olduğunu gösteren alametlere dikkat çekilmiş, kıyametin küçük ve büyük alametleri olduğu ifade edilmiştir. Bunlar arasında insan iradesini aşan büyük çapta hadiseler olabileceği gibi, cehaletin artması, alkollü içkilerin çokça içilmesi, fuhşiyatın çoğalıp refahın artması, binaların yükselmesi, zulmün-haksızlığın yaygınlaşması, ahiretin unutulup dünya menfaatinin hep ön plana çıkması gibi emareler de yer almaktadır. Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) Efendimiz şöyle buyurmuşlardır

Devlet malı muayyen çevrelerin çıkarı yapıldığı,
Emanet ganimet sayıldığı, zekat angarya kabul edildiği,
İlim, dinden başka bir gaye için tahsil edildiği,
Kişi karısına itaat edip annesine asi olduğu,
Dostunu kendisine yaklaştırıp babasını uzaklaştırdığı,
Mescitlerde gürültüler baş gösterdiği,
Fasık(Günahkar) kimsenin kabilenin başına geçtiği,
Aşağılık adamın milletin lideri olduğu,
Şerrinden korkulduğu için kişiye ikramda bulunulduğu,
Şarkıcı kadınlar ve çalgı aletlerinin yayıldığı,
Sarhoşluk verici her türlü içkilerin içildiği,
Ümmetin sonu(nda gelenlerin) evvel gelenleri lanetlediği zaman...

İşte o zaman (insanlar); Kızıl bir rüzgar, zelzele, yere batma, şekil değişimi, taşlanma ve ipi kopan bir tesbihin tanelerinin birbiri ardınca gitmesi gibi birbirini takip eden belaları (kıyamet alametlerini) beklesinler. (Tirmizi, Fiten, 58)
Yine Kuran-ı Kerimin pek çok suresinde kıyametle alakalı bilgiler vardır. Ayrıca, müstakil bir surenin isminin Kıyamet olması da dikkat çekicidir. Kuranın tablolar halinde arz ettiğine göre o gün, fizik kanunları alt üst olacak, denizler tek deniz haline gelecek, yanıp tutuşacak, gökler yarılacak, rengi değişecek, yeryüzü dümdüz olacak, yeni bir sistem kurulacak ve böylece dünya hayatı sona erecek. Bütün bunlar Kuran-ı Kerimde anlatılmakta ve kıyamet gününün diğer günlerden çok farklı olacağı ısrarla belirtilerek insanların ders ve ibret almaları istenmektedir.

1-) KIYAMETTE DAĞLARIN VAZİYETİ, KORKUNÇ GÜRÜLTÜ VE DEHŞET MANZARALARI
2-) KIYAMET ESNASINDA DENİZLER NE OLACAK?
3-) KIYAMETTE GÖKYÜZÜ NASIL BİR HAL ALACAK?
4-) KIYAMET GÜNÜ CANLILARIN VAZİYETİ



KIYAMETTE DAĞLARIN VAZİYETİ, KORKUNÇ GÜRÜLTÜ VE DEHŞET MANZARALARI

Kuran-ı Kerimde, geçmiş milletlerin başlarına gelen belaların, zelzele, tufan ve kasırga gibi afetlerin kıyamet manzaralarına benzer çok küçük hadiseler olduğuna dikkat çekilmektedir. Kıyamet kopacağı anda kainat, sarsıntı ve gürültünün şiddetinden, karanlığın korkunçluğundan bir başka hal alacak... Dünya başka bir dünyaya tebdil edilecek, her şey ve her yer alt üst olacaktır. Yer şiddetle sarsıldığı, dağlar darmadağın edilip parçalandığı, uçuşan toz zerreleri haline geldiği zaman... gibi ayetler, bu dehşetli akıbeti-sonu bütün azametiyle hissettirmektedir.

Aynı şekilde, bu yer küresinin şiddetli zelzelelerle sarsılacağı, bir kısım yerlerin çöküp bir kısım yerlerin yükseleceği, arzın içindekileri kusup dışarı atacağı, birtakım toprakların zerreler halinde boşlukta savrulacağı, dağların renkli atılmış pamuk gibi havada uçuşacağı, dünyanın yıkılmakta olduğunu gören insanların korku ve dehşet içinde şaşırıp kendisine hakim olamayarak sarhoşlar gibi, Ne oluyor bu dünyaya? diye şaşkınlıktan sorular soracağı anlatılmaktadır. Resmedilen bu tablolar, adeta dinleyenleri, ayağının altındaki sarsılmaz gibi duran her şeyi oynatıp sarsmakta ve altlarındaki toprağın kayıp gittiğini vehmettirmektedir.

Dağlar yürütülür, serap haline gelir (S. Nebe, 20) gibi ayetlerde ifade edildiğine göre, her tarafın dümdüz olacağı... Kainatın bu değişikliği içinde dağlar da kendilerine verilen vazifeyi yerine getireceği... Yerlerinden harekete geçip yürütülerek bir toz bulutu, bir kum yığını halini alacağı... Havada renkli yün parçaları gibi savrulacağı ve böylece günün dehşetine yeni korkular ve ürpertiler ilave edeceği anlatılmaktadır.

KIYAMET ESNASINDA DENİZLER NE OLACAK?

Kıyamette meydana gelecek olan büyük değişikliklerden biri de, çeşitli maksatlarla istifademize sunulan denizler ve nehirlerde olacaktır. Kuran-ı Kerim bu korkutucu ve dehşet verici hadiseyi, Denizler birbirine katıldığı (ve tek deniz haline geldiği) zaman (S. Abese, 3) beyanıyla gayet açık bir şekilde insanların gözlerinin önüne sermektedir.

Buna göre denizlerin tek deniz, onları besleyen nehirler ve diğer suların da bu denize karışacağı anlaşılmaktadır. Yine, Denizler kaynatılıp ateş kesildiği zaman (S. Tekvir, 6) ayetinde ifade edildiği üzere, denizler tutuşturulup kaynatılacak; ancak, ilk bakışta bu vaziyet insana tuhaf gelebilir. Ama suyun asıl terkibini dikkate aldığımız zaman, bunun hiç de tuhaf olmadığını görürüz.

Allah Teala suyu iki farklı gazdan, yani oksijen ve hidrojenden yaratmıştır. Biri ateşin yanması için gereklidir, diğeri de kendi kendine tutuşarak ateş olur. İkisi birleştiğinde ise, ateşi söndüren suyu meydana getirir. Oysa bu iki gaz birbirinden ayrıldığında, hidrojen kendi kendine tutuşur ve oksijen de bu ateşi hızlandırır.

KIYAMETTE GÖKYÜZÜ NASIL BİR HAL ALACAK?

Üzerimizde muhteşem bir şekilde duran göğün ve etrafımızı saran atmosferin bir gün bu halini değiştireceğini idrak etmekte güçlük çeksek de, mevzu ile alakalı ayetlerin ışığında onların nasıl korkunç bir manzaraya bürüneceğini, az da olsa hayal ve tasavvur edebiliriz. Kusursuz-eksiksiz-pürüzsüz yaratılan ve yıldızlarla süslenen semanın ne hal alacağını, O gün gökyüzü şiddetle çalkalanır (S. Tur, 9) İlahi beyanı ve benzeri ayetler açıkça ifade etmektedir.

Gökyüzü yarıldığı vakit (S. Mürselat, 9), O gün gökyüzü açılır ve orada pek çok kapı meydana gelir (S.Nebe, 19) ayet-i celilelerinde, semanın yarılıp kapı kapı açılacağı... O gün sema (gökyüzü), erimiş maden gibi olur (S. Mearic, 8) ayetinde, erimiş bakır gibi olacağı ve gül kırmızı yağ halini alacağı... Hatırla ki o gün, yer başka bir yere, gökler de (başka göklere) çevrilip değiştirilecek (S. İbrahim, 48) ayetinde ise, semanın değişeceği; infitar ve inşikak ederek Güneş ve Kameri tutulup, yıldızları da söndürülerek dağıtılacağı; semanın dürülerek başka semalara tebdil edileceği bildirilmiştir.

Güneş, Ay ve yıldızlar bu tavanın süsü, zamanın bilinmesi için yaratılan ve insanların istifadelerine sunulan varlıklardır. Ancak gök yarılıp ayrılınca, elbette tavanda bulunan bu süslerde de birtakım değişiklikler olacaktır. Nitekim Güneş dürüldüğü (ve nuru-ışığı söndürüldüğü) zaman; (S. Tekvir, 1) Ay tutulup (ışığının büsbütün gittiği), Güneş ile Ay bir araya toplandığı zaman (S. Kıyamet, 8-9) ayetlerinde Rabbimiz (c.c.) bunları haber vermektedir. Güneş ve Ayla alakalı olarak, yalnız Kıyamet suresinde Güneş ve Ay yanyana zikredilmektedir. Ay, ışığını güneşten alması sebebiyle kıyamet gününde Güneş ışığını kaybedince, ay tutulması olacak; dolayısıyla her ikisi de simsiyah hale gelecektir.

O günün dehşetini artırmak için yıldızlarda da hareket ve değişmeler başlayacak... Düzenleri tamamen bozulup nurları-ışıkları kaybolacak. Aralarındaki cazibe ve red (çekme ve itme) kanunları kalkıp, kainatta bomboş dolaşmaya, dökülüp saçılmaya başlayacaklar. Bu husus da, Yıldızlar dökülüp saçıldığı zaman... (S. İnfitar, 2) Yıldızlar kararıp dürüldüğü zaman (S. Tekvir, 2) Yıldızlar(ın ışığı) söndürüldüğü zaman (S. Mürselat, 8) ayet-i kerimeleri gibi daha pekçok ayette açık bir şekilde ifade edilmektedir.

KIYAMET GÜNÜ CANLILARIN VAZİYETİ

Yeryüzünde sadece camidatta değil, canlılarda da birtakım haller olacak. Nitekim bu vaziyeti tasvir eden ayet-i kerimelerde buyuruluyor ki:

Ey insanlar! Rabbinizden korkun! Çünkü kıyamet saatinin zelzelesi (depremi-sarsıntısı) çok büyük (dehşetli ve şiddetli) bir şeydir. Onu gördüğünüz gün, her emzikli kadın emzirdiğinden vaz geçer; (çocuğunu unutup terk eder). Her hamile (kadın), çocuğunu düşürür. İnsanları da sarhoş (gibi) görürsün; halbuki onlar, sarhoş değillerdir. Fakat Allahın azabı çok şiddetlidir. (S. Hac, 1-2) Göz kamaştığı, Ay tutulduğu, Güneşle Ay bir araya getirildiği zaman! (İşte) o gün insan, Kaçacak yer neresidir? (Var mı kaçacak mekan?) diyecektir! (S. Kıyamet, 7-8-9-10)

İşte bu ayetlerde de ifade edildiği gibi, birinci Surun üfürülmesiyle kainatta meydana gelecek olan o büyük değişikliklerden insanoğlu şaşkına dönecek... Büsbütün kontrolünü kaybedip pervaneler gibi dönmeye başlayacak... İradesiz-kontrolsüz hareketler yapacak, kaçacak yer arayacak... Dengesini kaybederek sarhoş gibi olacak... Zira kıyamet, akılları baştan alacak!..

Kıyametin o dehşet manzaralarından biri de, son derece canlı bir şekilde, İnkara devam ederseniz, (şiddet ve dehşetinden) çocukları ak saçlı ihtiyarlara çevirecek (olan) o günden kendinizi nasıl koruyacaksınız? (S. Müzzemmil, 17) ayet-i kerimesiyle hatırlatılmaktadır. O günün korkunçluğundan çocuk, ak saçlı ihtiyarlara dönüyor. İhtiyarlığa en uzak yaştaki küçücük insanın simsiyah olan saçları, bembeyaz hale geliyor. Yine bu ayetle, kıyamet gününün şiddet ve dehşeti ile insanın çaresizliği kafirlere hatırlatılıyor; bu korkunç günden haberdar ediliyor.

Demek ki kıyametin şiddeti ve korkunçluğu, insanlar üzerinde sadece manen-ruhen tesir etmekle kalmıyor; şekil değişiklikleri ve maddi değişiklikler de meydana geliyor.

Konumuzu bir hadisi şerif ve dua ile neticelendirelim...

Ummetimin sonlarina dogru, mescidlerini susleyip de kalplerini harabeye ceviren topluluklar zuhur edecek. Elbisesine verdigi ehemmiyeti, dinine vermeyecek. Dunyaligi yerindeyse, dinlerinin ne olduguna aldirmayacak.

Kiyamet alametlerinden biri de, insanlarin ic ve ozu ihmal edip, dis gorunus uzerinde durmalari, kabukla mesgul olmalaridir. Halbuki Cenab-i Hakkin nezdinde makbul olan ictir, ozdur. İnsanin kalp ve ruh guzelligi, niyet temizligidir.

Hadis-i seriften anlasiliyor ki; bir gun gelecek, insanlar mescitlerin dis gorunuslerini susleyip tezyin ettikleri halde, icini ibadetlerle ihya etmeyi yani manevi imarini ihmal edecekler!.. Zikir, fikir, ibadet ve taat yonunden onlari fakir ve sonuk birakacaklardir. Mumin, elbisesine verdigi ehemmiyeti, ihtimami, dikkat ve hassasiyeti dini hayatina, ic dunyasina gostermeyecektir. Dusuncesi, himmet ve gayreti sadece dunya hayati olacak. Dunyasi yerinde ise, dinine ne olduguna aldirmayacaktir.
***
Allahım..!(Kişi sevdiği ile beraberdir) hadis-i şerifine göre, kıyamet gününde herkes sevdiği ile beraber haşrolacak!

Evet, eksik ve noksanımız, kusur ve küsurumuz, hata ve isyanımız çok... Biliyor ve itiraf ediyoruz ya Rabbi... Ama bununla beraber rahmetinden de ümit varız. Bizi, Habibin ve sevdiklerin yüzü suyu hürmetine affeyle ve dostlarından ayırma. Onlarla beraber haşret Allahım. (Amin.)
 

Bu habere yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

    GAZETE MANŞETLERİ



    HZ.MUHAMMED(S.A.V) ANNESİNİN HAYATI


    NURLU OĞUL ve Hz.HACER


    PEYGAMBERİMİZİN(S.A.V) SON İKİ GÜNÜ


    HAVA DURUMU

    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

    NAMAZ VAKİTLERİ

    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

    EN ÇOK OKUNANLAR

    BUGÜN

    BU HAFTA

    BU AY

    EN ÇOK YORUMLANANLAR

    BUGÜN

    BU HAFTA

    BU AY

    SENDE YAZ

    Ziyaretçi Defteri

    Siz de yazmak istemez misiniz?

    ARŞİV